Yaratıcı Özgüven

Yaratıcı Özgüven

Bu özet 03.11.2016 tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi Gündem E. İNTEPE tarafından çıkarılmıştır.

İki enerji dolu kardeşin yazmış olduğu bu kitabın hikayesi aslında IDEO Tasarım ve İnovasyon kuran David’in kanser hastalığını öğrendiğinde başlıyor. David’in kanser hastalığına yakalanması onu derin düşünceye zorlarak, yaşamımızdaki amacı ve anlamı değerlendirmeye yöneltti. Geride bırakabilecek miraslarını düşündüklerinde insanların yaratıcı kapasitelerini kullanma fırsatı vermenin değerli bir amaç olabileğini düşünen Kelley kardeşler, insanların ve kurumların tüm potansiyallerini serbest bırakmalarına ve kendi yaratıcı özgüvenlerini inşa etmelerine yardımcı olmak için IDEO ve kurmuş oldukları d.school birçok insanın yaratıcı kimliğini ortaya çıkarmıştır.

TASARIM ODAKLI İNOVASYON
Ideo partneri Chris Flink’in yapmış olduğu olduğu genel açıklamada şunlardan bahsetmiştir.

ESİN
Yaratıcı bir fikir için bir şeyler beklemeyin. Yaratıcı fikrinizi ateşleyecek deneyimler arayın. Uzmanlarla görüşün, gerçek insanlara ulaşarak neler yapabileceğinize iyi bakın.

SENTEZ
Görünen ve gözlemlenen herşeyde fikrinizi güncelleyin. Tek noktaya odaklanma, farklı çözümler üretmeye çalış.

FİKİR YARATMA VE DENEME
Yaratıcı buluşunla ilgili değişik fikirler yarat ve onları son kullanıcıyla buluştur.

TASARIM DÜŞÜNCESİNDEN YARATICI ÖZGÜVENE
Dough Dietz, GE health için 2,5 yıl üzerinde çalıştığı tıbbi görüntüleme cihazı (MRG) projesini bitirmişti . MRG cihazına giren çocuklar bu cihazın çıkardığı sesten korkmamaları için anestezi uzmanı tarafından uyutulmaları gerekiyordu ve bu işlem için bir aneztezi uzmanı bulunamazsa o işlem ertesi güne kalıyordu. Dietz, hastanede (MRG) cihazına girmek üzere olan bir kız çocuğunun korkusunu gördükten sonra yaptığı işin aslında yardım ettiği hastaları hayal kırıklığına uğrattığını gördü. İnsan merkezli bir tasarım ve inovasyon yaklaşımı hakkında bilgi edindi. Bir gün boyunca bakım merkezindeki çocukları gözlemledi ve empati kurdu. Çocuk uzmanları ve çevresindeki çeşitli insanlardan yardım alarak ‘Macera Serisi’ adını alacak tarayıcının ilk prototipi yaptı. MRG hikayelerinden birisi hastayı bir uzay macerasına taşıyan bir uzay gemisiydi. Operatör hastalarına uzay gemisinin tam güce geçeceği söyleyerek hastaların normalde ürktüğü ‘BUM-BUM-BUM’ sesini maceranın bir parçasıymış gibi gösterdi. Dietz’in yeni MRG cihazı tasarımıyla uyutulması gereken pediatri hastalarının sayısı çarpıcı bir şekilde düştü. Hastane ve GE mutluydu çünkü daha az anestezi uzmanı ihtiyacı, her gün daha fazla hastanın taranacağı anlamına geliyordu. Hasta memnuniyeti yüzde 90 yükseldi. Dietz’in hikayesi zorluklara insani açıdan yaklaşılması, en zengin değişim fırsatlarını sunabileceğini göstermişti. Her inovasyon programında ve her zaman dengelenmesi gereken üç faktör vardır: Elverişlilik , uygulanabilirlik ve arzu edilirliğin en etkin noktasını bulunması gerekir.

CESARETE YÖNELİK TASARIM
Başarısızlık korkusu bizi yeni beceriler edinmekten, risk almaktan ve yeni mücadeleye girmekten alıkoyar. Yaratıcı özgüven bu korkuyu yenmemizi istiyor.Korkunun üzerine küçük küçük adımlarla gitmek aslında korktuğumuz şeyin ne kadar basit ve gereksiz olduğunu görürüz. D.school müşteriyle olan korkuyu yenmeleri için öğrencilerine şu tavsiyelerde bulunuyor:

BİR ONLİNE FORUMDA ‘DUVARDAKİ SİNEK OLUN.’
Geribildirimlerin paylaşımların paylaşıldığı online sitelere ürününüz hakkında bir başlık açın. Böylelikle orada bulunan müşterilerinizin gizli ihtiyaçlarını ve acı noktalarını tespit edin.

KENDİ MÜŞTERİ HİZMETLERİNİZİ DENEYİN.
Müşteri gibi davranarak firmanızı arayın. Ürün hakkında şikayette bulunun ve müşteri hizmetlerinizin size olan tepkisini ölçün.

BEKLENMEDİK UZMANLARLA GÖRÜŞÜN.
Bu konuya örnekk verecek olursak, bir sağlık sektöründeyseniz doktorla değil, sağlık memurunun görüşlerini alın.

BAZI MÜŞTERİLERLE GÖRÜŞÜN.
Firmanıza kayıtlı müşterilerinizi arayarak onların ürününüzle ilgili görüşlerini alın.
Bu ve bunun gibi küçük adımlar atarak müşterileriniz olan iletişiminiz artar ve daha ileriye gidersiniz.

KORKUDAN CESARETE
Albert Bandura sosyal öğrenme dünyası üzerinde derin bir etki yaratmış ve yaşayan en büyük psikolog ünvanına sahiptir. Bandura, fobileri tedavi etmek için kullandığı yönteme ‘ kılavuzlu hakimiyet’ adını veriyor. Bu tedavinin örnelerinden bir tanesi yılana korkusu olan bir kadın üzerinde yapılmış. Bandura, kadına yılanın görmeyeceği bir odaya götüreceğini söylüyor. Kadın bunun imkansız olduğunu dile getirsede sonunda kabul ediyor. Daha sonra Bandura kadını yılanın yanına götürüyor hatta onun yılana dokunmasını sağlıyor. Bu seansların başında sosyal ikna ve kademeli görevler gibi psikoloji araçları içeriyor.

KİLDEN AT
David Keley’e yargılanma korkusu çocuk yaşta başlar. David üçüncü sınıftayken samimi kilden bir at yaparken bir kız yanına gelir ve ‘korkunç bu. Hiç ata benzemiyor.’ Dedikten sonra arkadaşının bir daha asla yaratıcı bir şey yaparken görmediğini söylüyor David. David d.school ‘da ders verirken bu konuyu anlattığında ders çıkışı öğrencileri yanına gelip bir zamanlar öğretmeni veya çevresindeki kişiler tarafından yaratıcılıklarının kısıtlandığını dile getirirlermiş.
‘Başarının birçok babası vardır ama başarısızlık yetimdir. ‘ diyor eski biz söz. İnsan başarısızlıklarına ne kadar sahip çıkar onlardan ders alarak devam ederse o kadar başarıya ulaşır.
Sir Ken Robinson eğitimin yaratıcılığını öldürdüğünü savunur. Sir Ken’in keşfettiği aynı müzik öğretmeninden ders alan iki müzisyenin geçerli not alamaması ancak müzik kariyerlerinin parlak oluşu buna örnektir.

YARATICILIĞI SEÇİN
 Sorunları çözüm bulacak şekilde yeniden tanımlayın.
 Hassas riskler alın ve başarısızlığı inovasyon sürecinin parçası olarak kabul edin.
 Statükoyu sorgularken ortaya çıkan engellerle yüzleşin.
 Doğru yolda olduğunuzdan emin olmadığınız zamanlarda belirsizliği hoş görün.
 Becerilerinizin yada bilginizin durağanlaşmasına izin vermektense zihinsel olarak geliştirmeye devam edin.

BOŞ SAYFADAN İÇGÖRÜYE
Aşırı Düşük Maliyet Tasarımı dersinde öğrencilerin projeleri gelişmekte olan dünyaya düşük maliyetli bebek kuvözü araştırıp tasarlamaktı. Takımdakilerin tıbbi malzeme ve prematüre doğumla ilgili hiçbir bilgieri yoktu. Gruptaki kişiler öncelikle prematüre bebek hakkında araştırma yaptılar ve şaşırtıcı sonuçlar elde ettiler. En büyük önlenebilir ölüm nedeninin Hipotermi olduğunu bulduktan sonra en çok bebek ölümlerinin Hindistan’da olduğunu saptadılar. Takımdakiler kuvözle ilgili ihtiyaçları ilk elden tespit edebilmek için Nepal’e gittiler. Nepal’de modern bir hastaneye gittiklerinde karşılaştıkları durum çok şaşırtıcıydı. Çünkü bebek kuvözlerinin bir çoğu boştu. Bunun nedenini sorduklarında buna ihtiyaç duyan bebeklerin çok uzaktaki köylerde yaşadıkları için bebekler hastaneye gelene kadar ölüyorlardı. Takım insan ihtiyaçları ağındaki tek bir tasarım sorunu olduğunu fark ettiler. Bir hastane kuvözü yaratmak yerine ölen bebeklerin oranını azaltmak için bebek ısıtma cihazının nasıl tasarlanabileceğini düşünmeye başladılar. Takım içgörüleri inovasyona dönüştürmek için işe koyuldu. Basit ama güçlü bir çözüm geliştirmek için küçük adımlar attılar. Önce minik bir uyku tulumu ısıtıcıda ıstıldıktan sonra sıcaklığı 4-5 saat koruyabilen bir parafin kese içeriyordu. Çözüm kırsal yerdeki bebekleri doğru sıcaklıkta tutmaktı. Ürünü Hindistan’a götürerek küçük bir kasabadaki annelere gösterdiklerinde aldıkları sonuçlar çok şaşırtıcıydı. Ürünün ısısını gösteren bir led ekranı vardı. Takımdakiler ürünün tanıtımını yaparken ısıyı 37 celcius’a getirmelerini söylediklerinde annelerden Batılı ilaçların çok güçlü olduğunu ve bu yüzden onlar ne derse desinler daha az miktarda ilaç verdiklerini ve eğer cihazı 37 celcius’a getirmeleri gerekiyorsa onlar ısıyı 30 celcius a getireceklerini söylediler. Bunun üzerine takım tasarımı yenilediler ve cihaz ısındığında sadece ‘TAMAM’ yazısı okunacak şekilde tekrar tasarladılar. Cihazın aşılması gereken sayısız lojistik engeli ve piyasaya sürülmesi konusunda bazı sıkıntılar vardı. Cihaz bir haber bülteninde iki kg bir bebeğin hayatını kurtardığına dair bir haber yapıldı. Ekip o haber sayesinde uzun bir yol kat etti. Ürünü devlet tesislerinde satarak Hindistan’nın en ücra bölgelerine dağıtmayı sağladılar. Ürünü ailelere tanıtmak için hipotermi hastalığıyla ilgili eğitim ve kültürel davranışlarını değiştirmeye ikna ettiler. Bir firmayla anlaşma imzaladıktan sonra ürünün suyla çalışan modelini de piyasaya çıkardılar.

PLANLAMADAN EYLEME
Akshay kothari ve ankit gupta mühendislik diplomalarını aldıktan sonra d.school da öğrenimlerini devam ettirmişlerdi. Ankit D.school’da Tasarım düşüncesi acemi kampına geldiğinde bu dersin diğer öğrendiği bir çok dersten daha eğlenceli bulmuştu . Bu dersten ankit ‘Tek ‘bir doğru’ çözüm
olmadığından ve dilediği fikrin geliştirilebilr ve bir çok kez ‘neden?’diye sorabileceğini keşfetti. Derste profesörü dinlediği, okuduğu ders kitabını okuduğunda çözmek için sadece matematik kabiliyetinin yetmeyeceğini anlayan Akshay bu ‘hiç doğal gelmiyordu.’dedi. İlk dersinde ‘erişte çorbası projesi ‘ adı verilen uygulamalı bir gözlem/prototipleme/ hikaye anlatma deneyimi içeriyordu. Akshay bu derste yaptığı projenin eksikliklerinin farkındaydı ve pes etmeden daha ne yapabilirim sorusunu sorarak devam etti. İşe karşılaşmamış ya da gizli müşteri ihtiyaçları ve önerdiği çözümler arasında daha güçlü bir bağ kurmakla başladı. Kendi fikirlerini disiplinler arası ekibinin çeşitli bakış açılarıyla harmanlamakta artık daha iyiydi. Hem Ankit hemde Akshay için bir ürünü son kullanıcının bakış açısından anlamak yeni bir perspektif sundu. Başlangıçta kullanıcılarla yüz yüze görüşme fikri Akshay’ı hayli rahatsız etmişti. Ankit ve Akshay’ın d.school deneyiminin doruk noktası olan fırlatma rampası dersinde farklı bakış açısı elde ederek farklı projeyle kendilerini buldular. Bir kafede otururken (yaklaşık 10 saat) müşterilerin devamlı haberleri okuduklarını farkettiler. Bunun üzerine bir düzine post-it kağıdına yeni gazete uygulamalarının kullanıcı arayüzü simülasyonunu yaptılar. Ipad’in piyasaya yeni çıkmasını fırsat bilen iki arkadaş bunun üzerine girdi topladılar. Kullanılırlık hatalarını gözlemek , kullanıcı araştırmaları yapmak ve öğrendiklerinin üzerine yeni yazılımlar yazmak programı geliştiriyordu. İki haftada insanlar ‘çöp bu’ yorumundan ipad’e önceden yükleniyor mu? Sorularını sorularını sormaya geçtiler. Yoğun çaba ve aralıksız çalışmanın sonucunda ‘pulse news’ uygulamasını 2010 yılında piyasaya sürdüler. Uygulama öylesine başarılı oldu ki Steve Jobs, Apple Dünya Geliştiriciler konferansında Pulse’den bahsetmiş ve bu uygulamayı iki çekingen gencin yaptığını vurgulamış. Bugün hala apple’ın 50 orjinal uygulaması arasında yer alıyor.

YARATICI EYLEMİ BESLEMEK İÇİN KISITLAMADAN YARARLANIN.
Yaratıcı kısıtlama kulağa tezat gelsede yaratıcı eylemi ateşlemenin bir yoludur. Çoğumuz böyle bir seçenek sunulduğunda elbette biraz daha bütçe ve daha fazla zamana ihtiyaç duyarız. Ancak kısıtlamalar onları benimseyecek özgüvene sahip olduğunuz sürece yaratıcılığınızı kışkırtabilir ve eyleme teşvik edebilir.
Baba gibi gişe rekoru kıran filmin yönetmeni Francis Ford Coppola kısıtlamaların faydalarından faydalanlanmıştır. Coppola ‘Filmimin bütçesi ne kadar düşük olursa, o kadar risk alabilirim.’der . Malta’da geçen bir sahnede seneryo yazarı sağdan direksiyonlu taksi ister. Ancak Coppola tüm mevcut taksilerin direksiyonlarının solda olduğu Romanya’da çekim yapmaktadır. Coppola makyaj ekibinden o çekim gününde oyuncuların saçlarını ters ayırmalarını ister. Sonra aksesuar ekibinden ters baskılı bir taksi tepe ışığı ve taksi plakası hazırlamalarını istedi. Tüm sahneyi çektikten sonra görüntüyü ters çevirdi. Ve hiç kimse bu hileyi anlamadı.

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım