İnsanları Okumak

İnsanları Okumak

Bu özet 03.11.2016 tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu Ali COŞAR tarafından çıkarılmıştır.

Jo-Ellan Dimitrus/Wendy Patrick Mazzarella

İnsanları Okuma Mücadelesine Hazır Olmak
İnsanları okumakta daha iyi olmak istiyorsanız, diğer insanlarla iç içe olmak için
özel bir çaba göstermeniz gerekiyor.

İnsanları okumak, daha fazla zaman harcadığınızda, gittikçe kolaylaşacaktır.
Direksiyon başına ilk oturduğunuzda hissettiğiniz kaygı ve beceriksizlik her gün araba
kullandığınızda birkaç ay sonra ortadan kaybolur, insanları okumakta zaman harcadıkça kolaylaşır.
İnsanları hakkıyla gözlemlemek zaman alır. İnsanların çoğu bilgi toplamaya
yeterli zaman ayıramaz ve çok zaman ayırmayı da hatalı bulur. Bunun yerine, hızlı
yanıtların daha çok puan getireceği bir yarışmadaymışçasına aceleyle kritik kararlar
verirler. Bu genellikle beklenenin aksine yanlış bir yöntemdir: Hızlı yanıtlar genelde
yanlıştır ve puan kaybettirir.

İnsanların bir ölçüde sizi okumasına izin verin, kendilerini çok daha rahat
hissedeceklerdir. Eğer siz de bir insanı net olarak görmek istiyorsanız, size bir bakış
atmasına izin vermelisiniz.

Nesnellik: Esas Unsur
Çoğunlukla nesnelliğimizi kaybetmemize neden olan dört ruh hali vardır. Bu
dört ruh halinin etkisi altındayken karar vermekten kaçınırsanız, nesnel olmaya
yaklaşabilirsiniz.
Duygusal Bağlantı: Hayatımızdaki bazı insanlar için aşk, dostluk, hor
görme ve hatta nefret gibi duygular hissederiz. Bu duyguların hepsi nesnelliğimizden
uzaklaşma eğilimidir. Sevdiğimiz kişinin sorunu olduğunu düşünmek istemeyiz ve
nefret ettiğimiz insanlarda iyi şeyler olduğunu görmek istemeyiz.
Muhtaçlık: Yetişkinliğe geçtiğimizde ise bir muhtaçlığımız olmadığı halde insanlar
hakkında yanlış kararlar vermeye devam ederiz. Annem eskiden şunu derdi, “Aç
olduğun zaman alışveriş yapma.” İyi tavsiye. Aç olduğunuzda baktığınız her şey, size
çekici gelecektir; sonunda kendinizi gerçekten ihtiyaç duymadığınız şeyleri, dahası
sizin için kötü olabilecek şeyleri, eve götürürken bulursunuz. İster yemek isterse eş
seçiminde bulunun, başıboş arzularınızın size hakim olmasına izin vermeyin.
Korku: Pek çok psikolog, başlıca motivasyon kaynağımızın korku olduğuna inanmaktadır bunun kökleri kayıp, acı ve ölümden kaçınma yönündeki içgüdüsel arzularımızda bulunan korku. Bir ilişkiyi sonlandırmaktan korkarız; çünkü daha iyi birisini bulamayacağımızdan korkarız. Bir işi geri geri çevirmekten korkarız: ya alabileceğimiz en iyi teklif ise? Çocuklarımızı disipline etmekten bile korkarız; çünkü onları kendimizden soğutmaktan korkarız. Korkuya karşı en iyi silah bilgidir.
Savunuculuk: Hiç kimse, saldırıya ya da eleştiriye uğramaktan hoşlanmaz. Anlayışı kazanmanın tek yolu, savunmaya geçmenizi engellemek, kulaklarınızı ve aklınızı açmaktır. Eğer insanları doğru biçimde değerlendirmek istiyorsanız, nerde bitirmeniz gerektiğine dair önyargılı düşünceler olmadan, sıfırdan başlamalısınız. ''Unutmayın, yanıt verdiğiniz bir zaman ve yer neredeyse her zaman olacaktır ve neye yanıt vereceğinizi bütünüyle anlarsanız yanıtınız çok daha etkili olacaktır.''

Doğru Soruları Sormayı Öğrenmek Ve Yanıtlarını Dinlemek

Hepimiz anlamlı sorular sorma ve yanıtlarını gerçekten dinleme yeteneğine
sahibiz, tabi ki yapmak istediğimizde.

İyi bir dinleme için yapılacaklar ve yapılamayacaklar:
Dinlemeyi öğrenmek, soru sormayı öğrenmekten zordur. Yetişkinler genellikle
çocukları diğer yetişkinleri dinlediklerinden daha dikkatli dinler. Çocukların kendilerini
ifade etmede sorunlar yaşayabileceği düşünür ve onlara ihtiyacı olan zamanı verir ve
onları konuşmaları bitene kadar dinleriz. Üstelik yalnızca ne düşündüklerini değil
gerçekten nasıl hissettiklerini de anlamaya çalışırız.

Aynı nezaketi ve ilgiyi yaşlılara, bir yetersizliği ya da dil engeli olan insanlara karşı da gösteririz. Doğru dinlemenin ilk kuralı, sözü kesmemektir. Ayrıca karşınızdaki kişi enerjisini boşalttıktan sonra sizin görüşünüzü daha dikkatli dinleyecektir.

Birisinin sözünü kestiğimizde, yalnızca kısa bir süre için olsa bile onu raydan
çıkarırız. Yeniden raya dönene ve ileri harekete geçene kadar, konuşmanın
kendiliğindenliği ve ritmi resmen kaybolur.

Dikkati dağıtan her şey, potansiyel bir söz kesmedir ve söz kesmeler anlamlı bir
konuşma için ölümcüldür. Bu nedenle, dikkatinizi vermeyi öğrenin ve sıranızı bekleyin.

İnsanlar, kendilerine bir metreden yakında bulunanlarla konuşurken çoğunlukla
kendilerini rahat hissederler. Pek çok kültürlerde, kişisel alan genellikle kolların
uzatıldığı alan kadardır. Kişiye ne kadar yakın olursanız, istediğiniz kişisel alan o kadar
esnek olacaktır.

Sabit, göz kırpmayan bir bakış itici hatta tehdit edici görünebilir. Göz teması
içtenlik ve güveni geliştirmek için harika bir araç olsa da, aşırıya kaçabilir.

İyi bir konuşma, iki yönlü bir caddedir. Karşımızdaki kişiye mükemmel bir
biçimde işleyen ve düşüncelerini dile getirmeye yüreklendiren sorular sorsanız bile,
kendinizden bahsetmediğiniz sürece pek fazla yol alamazsınız.

İnsanlar genellikle kendi çöplüklerinde daha rahat hisseder. Eğer birisinin
rahatlamasını ve açılmasını istiyorsanız, onunla ofisinde, evinde ya da seçtiği herhangi
bir yerde buluşun. Ancak eğer siz daha rahat hissetmek ve konuşmayı kontrol etmek
istiyorsanız, karşınızdaki kişiyi kendi çöplüğünüze götürün. Patronun iyi haber
verdiğinde genellikle çalışanların işyerine ya da ofisine geldiğini, ancak birisini
uyardığında ya da onun işini sonlandırdığında bunu genellikle kendi ofisinde yaptığına
dikkat ettiniz mi? Patron, kötü haber verirken daha fazla kontrolü ve otoriteyi elde
tutmak ister ve bunu en iyi kendi çiftliğinde yapabilir.

İyi bir konuşma yapmanızı zorlaştıran fiziki engelleri kaldırın:
Sizinle konuştuğunuz kişi arasındaki her nesne, konuşmanıza etkide bulunabilir. Bu nedenle, pek çok deneyimli spiker konuşma yaptıklarında yüksek platformlardan uzak durur: Kendileri ile hitap ettikleri grup arasında hiçbir şey istemez.İyi bir konuşma, bir nehir gibi akar. Bükülür, yön değiştirir ancak hiçbir zaman durmaz. Konuşmayı kesen şeyler, o nehirdeki bir baraj gibidir. Baraj kurulduktan sonra, konuşma hiçbir zaman özgürce akmayacaktır.

Modelleri Keşfetmek

En çarpıcı kişilik özellikleriyle başlayın. Bir insanla tanışmanızın üzerinden geçen ilk birkaç dakika ya da belki saniye içinde, yaş, cinsiyet, ırk, fiziksel nitelikler, sesindeki etki ve beden dili ile ilgili gözlemlenebilen olağanüstü ölçüde bilgi toplayın.

İkinci ve daha öznel bir bilgi düzeyi, yorum gerektiren ve fiziksel olarak
gözlemlenebilen özelliklere dayalıdır: Beden dili ve davranışların anlamı, sesindeki
anlam ve belli başlı hareketlerin dile getirdikleri. Burada kişinin gözlemlenebilen her
özelliğinin olası anlamlarını çıkarmamız gerekir.

İlk iki düzeyde açığa çıkan ve bilginin analizine dayanan ve kişinin karakteri

hakkında yargılar yansıtan üçüncü bir bilgi düzeyi vardır. Kişi düşünceli mi, kaba mı?
Cimri mi, cömert mi? Sert mi, pasif mi? Çalışkan mı, tembel mi?

Elimizde Olan ve Olmayan Kişisel Özellikler

Elimizde olan kişisel özellikler:
Kontrol edilebilen şeyleri içerir. Sözgelimi kıyafetler, dövmeler, makyaj ve aksesuarlar.

İsteğe bağlı olmayan özellikler:
Kontrol edilemez özellikler; boy, ırk, vücut oranı, ten rengi,
yüz hatları, fiziksel özürler ve daha az ölçüde ses. Bu elimizde olmayan kişisel özellikler,
kişinin hayat deneyimini önemli ölçüde etkiler ve kişiliği, düşünce biçimi ve
davranışlarıyla ilgili pek çok şeyi ortaya koyabilir. Bu, özellikle doğumla birlikte gelen
kişisel özellikler için geçerlidir. Elimizde olmayan kişisel özelliklerin hepsi, fiziksel değildir. Örneğin mali durum.

Sosyoekonomik Geçmiş

Genel olarak, kişinin sosyoekonomik geçmişinin, genel görünüşü ve davranışı
üzerinde önemli bir etkisi vardır. Mali ya da duygusal, sahip olduğu her şey için
tırnaklarıyla kazımak zorunda olan insanlar bir kuşatma anlayışı geliştirebilir ve
sonunda ne kadar para ya da başarı elde ederlerse etsin o anlayışı tüm yaşamaları
boyunca koruyabilir. Bu insanlar daha da katılaşır ve güvenden yoksun kalır; kendisini
emniyetsiz hissedebilir; kaba, duyarsız, cimri hoşgörüsüz, savunmacı olabilir ve
kendisini ortaya koymaya isteksiz davranır.

Diğer yandan ihtiyaçları her zaman karşılanan insanlar daha güvenli, emniyetli,
kibar, cömert, hoşgörülü, affedici ve açık olma eğilimindedir. Ancak bu kişilere her şey
hazır sunulursa, çalışma azmi ve yoğunluğundan yoksun olabilir ve nispeten materyalist
ve benmerkezci olabilir.

Hayattan Duyulan Memnuniyet

Amaçlarına ulaşamayan insanlar, genellikle bir kurban anlayışına sahiptir.
Başkalarını hemen suçlayabilir ve katı, kızgın, olumsuz, kötümser ve kinci olabilir.
Genellikle amaçlarına ulaşan insanlara göre daha az gayretli ve daha çok eleştirel ve
alaycıdır.

İlk İzlenimler

Dış görünüş
Dış görünüm ve beden dili, çok şey ifade edebilir; ancak insan davranışlarını
tahmin için pek güvenilir kaynaklar değildir. Ancak başlangıç için iyi bir yerdir.

Kıyafet, belirli bir değer sistemi ya da hayat tarzı seçimine işaret edebilir mesela
kişi pratik mi yoksa aşırı şeyleri mi tercih ediyor?

Beden dili, kişisel bakım ya da kıyafetlerin yansıtmadığı iç karakteri ve duyguları; korku,
içtenlik, endişe, neşe, hayal kırıklığı-açığa vurabilir.

Beden dili
Dış görünüm, bir insanın hangi nitelikleri göstermeyi seçtiğine dair önemli bilgi
sağlasa da, beden dili kişinin engelleyemediği şeylere dair daha fazla bilgi sağlar.

Pek az insan çevresindeki dünyaya karşı verdiği fiziksel tepkilerin farkındadır,
yine pek az insan tüm hareketlerini kontrol edebilir.

Beden dili; korku, içtenlik, heyecan, neşe, hayal kırıklığı ve çok daha fazlasıyla iç
karakteri ve duyguları açığa vurabilir. Sahtekârlığı, kızgınlığı ve toplumsal olarak
istenmeyen diğer özellikleri gizlemeyi hepimiz biliyoruz. Ancak unutmayın ki, bu
özelliklerle ilgili işaretler kişinin yalnızca beden dili ile dışarı sızabilir.

Kişinin beden dili, duruma göre ve her an değişebilir. Dolayısıyla, ilk defa
tanıdığımız bir insanın kişiliğini yalnızca beden diline dayanarak yargılamamamız
tehlikeli olabilir. Herkesin sinirli olduğu anlar vardır; ancak bu, hepimizin bir sinir
yumağı içinde yaşadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte eğer bir insan her
karşılaştığınızda gergin görünüyorsa, muhtemelen yalnızca saç baş yolduran kötü bir
günü değil, bir kişilik özelliğini ya da en azından hayatında sürekli tekrarlanan bir
temayı belirlemişsinizdir. Bu durumda beden dilini yorumlamanın kilidi istikrardır.

Beden Dilinin Sekiz Göstergesi

Dürüst olmak veya olmamak:
Dürüst insanlar genellikle rahat ve açıktır; dürüst olmayan insanlar ise değildir. Gerginlik, sinirlilik ya da gizlilik sergileyen her özellik, olası dürüstlükten uzaklığın işaretidir.

Alışkanlık olarak yalan söyleyen kişiler, yalan söylemeye o kadar alışmışlardır ki,
yalan söylediğini umursamaz ya da bunun bütünüyle farkında değildir. Bu nedenle,
genellikle buna dair bir işaret sergilemez. Profesyonel yalancılar ise, yalanlarını
ezberden okur ve bu nedenle davranışları bir şey açığa vurmaz.

Dürüst olmama ile ilgili bulguların arasında şunlar yer alır: Gözleri kaçırmak,
yerinde duramamak, hızlı konuşmak, ses tonunun değişmesi, bir koltukta otururken
ayakların ileri geri uzatılması, terleme, titreme, dudakları yalama, konuşurken elini
ağzına koyma, buruna dokunma vb.

Dürüstlük ile ilgili işaretler, yukarıda vurgulananların tam aksidir. Dürüst
insanlar, rahat ve sakindir; genellikle bakışlarınızı karşılar.

Dikkatli olmak ve dalgınlık:
Dikkatli olmak göz temasını güçlü bir biçimde sürdürmektir.

Dalgınlık bir nesneye sürekli bakmak, genel bir hareketsizlik, başı öne ve arkaya sallamak, dudağı ve kalemi ısırmak, koltukta arkaya yaslanmak, başı elleri arasına almak, elleri/parmakları çeneye koymak vb.

Sıkılma:
Sıkılan insanlar, başka bir yerde olmak, başka bir şey yapmak ister. Sıkılma ile
ilgili bulgular: Gözlerin çevrede gezinmesi, derin nefesler almak, esnemek, bacakları ya
da kolları kavuşturmak, kalem, gözlük, kâğıt ve benzeri şeylerle oyalanmak, gerinmek,
tırnakları ya da elbiseyi kemirmek vb.

Kızgınlık/Düşmanlık:
Kızgınlık, genellikle kendisini üç biçimde gösterir: Saldırganlık, savunma ya da
geri çekilme. Şunlar, tüm kızgınlık türlerinin işaretleridir: Yüzde kızarma, çapraz duran
kollar ve bacaklar, bele konulan eller, hızlı konuşma, sıkılan dişler, titreme, sıkılan
yumruklar vb.

Hayal Kırıklığı:
Hayal Kırıklığı iki türde gelir bunlar meydan okuma ve teslimiyettir. Eğer kişi, kendini
hayal kırıklığına uğratan şeyi düzeltebileceğine inanıyorsa, karşı karşıya bulunduğu
soruna saldırarak meydan okuma ile gelen hayal kırıklığının işaretlerini gösterir.

Meydan okuma ile gelen hayal kırıklığı şunları içerir: Sürekli ve doğrudan göz
teması, karşıdaki kişinin yakınına gelme ( genellikle kişisel alanı içinde), el hareketleri,
omuz silkme vb.
Teslimiyet ile gelen hayal kırıklığı şunları içerir: İç çekme, hızlı nefes alma, yüz buruşturma, elleri bele koyma vb.
Depresyon:
Depresyon yaşayan insanlar, farklı hareket eder. Üzerinde ölü toprağı serpilmiş
gibidir. Gözlerinin ışığı sönmüştür. Yorgun ve kayıtsız görünürler. Her gün yaşanabilen
Depresyon bulguları şunlardır: Kendini izole etme ve sosyal temastan kaçınma, yetersiz
konsantrasyon, alçak sesle ve usulca konuşma, öne bakan gözler, temizliğe ve giyime
ilgisiz davranma, unutkanlık vb.

Keder/Hüzün:
Çoğunlukla, kederli insanlar pozitif enerjilerini kaybetmiştir, görünüşleri ve
beden dili bunu yansıtır. Keder sürecinin ilk aşamalarında insanlar çoğunlukla inkar,
öfke ve arayış hisseder. Keder ve hüznünü tipik işaretleri şunlardır: Gözyaşı, kayıtsız
olma, günlük işleri yerine getiremem, öne bakan gözler, çökmüş ya da gevşemiş bir
beden vb.

Sinirlilik:
Sinirli bir insan, sinirden kaynaklanan enerjiyi boşaltacak bir yola ihtiyaç duyar.
Sinirden kaynaklanan bulgular şunları içerir; gözlerin dönmesi, vücudun gerilmesi,
ağırlığı bir bacaktan diğerine vermek, elleri parmakları ayakları masaya yere vurmak,
boğazı temizlemek, terlemek, elleri cebe sokmak vb.

Sözcüklerden Ötesini Duymayı Öğrenmek

Her konuşmada, gerçekten iki diyalog gerçekleşir; biri kelimeleri kullanır, diğeri ses
tonunu. Kimi zaman ikisi eşleşir, ancak genellikle eşleşmez. Kişiye “Nasılsın?” diye
sorduğumuzda ve “İyiyim” yanıtını aldığınızda, karşınızdakinin nasıl hissettiğinizi
anlamak için genellikle “iyiyim” kelimesine güvenmezsiniz. Bunun yerine, gerçekten iyi
olup olmadığını, depresif, endişeli, heyecanlı ses tonundan anlarsınız.

Yüksek ses:
Yüksek bir ses, genellikle ortamı ve içindekileri kontrol etmek için kullanılır.
Yüksek bir ses, otoriteyi ve gözdağını içerir; bu nedenle başkalarına karşı üstünlük
kurmaya ya da onları kontrol etmeye çalışan insanlar genellikle yüksel desibelli bir ses
besler.

Bazı insanlar, yüksek sesin başkalarını ikna etmek, en azından boyun eğmeye
zorlamak için fevkalade bir araç olduğunu keşfetmiştir. Bu insanlar eğer yeterince
yüksek ve keskin bir sesle konuşurlarsa pek çok insanın ses tonlarını bir güven işareti
olarak yorumlayacağını ve hizaya geleceğini öğrenmiştir.

Yüksek sesin, kısa boy veya fiziksel engel gibi fark edilebilen diğer kusurları
kapatmak için kullanıldığı çok örnek vardır.

Alçak ses:
Alçak bir ses, başkalarını yönlendirmek için de kullanılabilir, kolayca
hükmedilebilecek bir insanın göstergesi de olabilir. Alçak ses, rahatlığı ve özgüveni de
yansıtabilir.

Tiz ses:
Çoğu insanın ses tonu, özellikle korktuğunda, neşelendiğinde, kışkırtıldığında,
heyecanlandığında vb. durumlarda tizleşir. Eğer hissedilen şey yeterince yoğunsa,
kişinin sesi çatlar. Tiz ses kişi üzgün, depresyonda ya da yorgun olduğunda da karşımıza
çıkabilir.

Hızlı konuşmak:
Genelde hızlı konuşan pek çok insanın, temel bir güvensizliği telefi ettiği görülür.

Bu tür hızlı konuşan insanlar, genellikle sinirli bir kişilik ve dikkati kendine
çekmek için uygun olmayan şeyler yapmak gibi, öz saygı duygusuna yeterince sahip
olmadıklarına dair işaretler sergiler.

Yavaş Konuşmak:
Sesinden rahat ve gevşemiş olduğu anlaşılır.
Yavaş konuşma fikirleri ifade etmedeki yetersizlik sonucu da görülebilir.

Öğretmenler, din adamları ve büyük gruplar önünde sıkça konuşmak zorunda
kalan bazı insanlar da, dinleyicilerin kendilerini anladıklarından emin olmak için yavaş
konuşmayı benimser.

Duraksayarak konuşmak:
Bir dur ve başla modelinin nedeni, genellikle güvensiz hissetmek ve heyecan ya
da kafa karışıklığıdır. Kimi zaman kişinin bir mazeretle ortaya çıktığı durumlarda olduğu
gibi, dürüst olmamayı da yansıtabilir. Duraksayarak konuşmak, gerçek anlamda
kekeleme biçimindeyse, bunun nedeni genellikle heyecandır.

Mırıldanmak:
Mırıldanarak konuşan insanlardan bazıları o kadar alçak sesle konuşur ki, sesleri
duyulmaz.
Mırıldanarak konuşan insanların liderlik özelliği ya da bu tür bir kontrol isteğini
sergilemesi, az görülen bir şeydir. Bu insanlar genellikle depresif ya da üzgün görünür.

Konuşmadaki Dolambaçlı Yollar

Anlamlı duraklama:
Akıcı ve kendiliğinden gelişen bir konuşmanın ortasındasınız. Belki biraz
kışkırtıcı, tehdit edici ya da konuyla ilgisiz bir şey söylüyorsunuz. Yanıt yok. Konuşmanın
ritmi bozuluyor söylediğiniz şey her neyse, karşınızdaki kişinin gardını düşürüyor. Ve
onu rayından çıkarıyor. O kişinin yeniden konuya girmesi, biraz zaman alıyor.

Tüm duraklamalar, dramatik değildir. Kısa duraklamalar öfkeyi, hayal kırıklığını
ya da iğrenmeyi yansıtabilir. Anlamlı bir duraklama gerçekleştiğinde, boşluğu diğer bir
soruyla ya da yorumla kapatmaya çalışmayın. Onun yerine, kişinin yüzündeki,
gözlerindeki ve ağzındaki ipuçlarını yakından inceleyin.

Söz kesme:
Söz kesme iyi bir konuşmanın önündeki hayati bir hatadır. Çoğumuz
konuştuğumuz zaman karşımızdaki kişinin her söze odaklanarak dikkatle bizi
dinlemesini isteriz. Ancak bazı söz kesmeler, kaçınılmazdır. Söylediğiniz şey karşısında
heyecanlanan ve konuya atlamak isteyen ya da sözleri el yordamıyla aradığınızı
hisseden birisinin söz kesmesi doğaldır.
Eğer kişinin beden dili coşkuyu ifade ediyorsa ve söz kesme eylemi diyaloğa katkıda bulunuyorsa, muhtemelen kötü bir niyeti yoktur. Ancak kişi konuyla tamamen ilgisiz ve yorumla söz kesiyorsa, genellikle konuşmayı kontrol etmeye çalışıyordur.

Daldan dala atlama:
Daldan dala atlayarak konuşan çoğu kişinin bu alışkanlıklarını kontrol edemedikleri görülür. Söyleyecekleri her şeyi düşünmek için zaman kazanmak dışında,
bu insanların daldan dala atlamak için genellikle belirli bir amacı yoktur. Bu kişiler
genellikle heyecan, kafa karışıklığı, güvensizlik, ilgi çekme isteği ya da zihinsel ve
duygusal bir odaklanma eksikliği sergiler.

İçerik Kanıtı Ortaya Koyma Biçiminde Gizlidir

Konuşma dilini, kötü grameri ve son moda ifadeleri içerebilir.

Argo:
Kötü gramer de argonun bir biçimidir; kişiye dair çok şeyi açığa vurabilir. Ancak
kişinin gramerinin kötü olmasının onun akıllı olmadığı anlamına geldiğini asla
düşünmeyin. Kötü gramer, genellikle kişinin sosyoekonomik geçmişini ve eğitimini
yansıtır.

Küfür:
Küfür, düşük bir sosyoekonomik geçmişten gelen ya da küfür eden diğer insanlarla birlikte çalışan ya da yaşayan daha az eğitimli insanlar tarafından daha sık
kullanılır. Konuşulan dil, çevreden çok etkilenir; çünkü hepimiz, zamanımızın çoğunu
geçirdiğimiz grubun davranışlarına uyma eğilimi taşırız.

Küfür müptelası kişiler, genellikle küfrün kişiler üzerindeki etkisinin farkındadır
ve onu gözdağı vermek için kullanır.

Yağcılık:
Yağcılık, genellikle olumsuz bir yönlendirme olarak kabul edilir.

Ancak insanların masum nedenlerle başkalarına yağcılık yaptığı anlar da vardır.
Bu nedenle, bir kişiyi yağcı olarak yargılamadan önce içinde bulunulan durumu göz
önüne almak uygun olabilir.
Ancak gerçek yağcılar da vardır yani yönlendirici olanlar. Bu insanlar iki
kategoriye girer: Kişisel bir avantaj için yağcılık yapanlar ve bunu sizin onayınızı
kazanmak için yapanlar.

Özeleştiri:
Kişinin kendisiyle alay edebilmesi, takdir edece bir niteliktir. Hepimiz bunu
zaman zaman yaparız.

Ancak birisinin konuşma esnasında bir ya da iki kereden daha fazla özeleştiride bulunduğunu duyduğunuzda, nedenini merak etmelisiniz. Genelde kendilerini ağır biçimde eleştirenler, kendine güvensiz ve özsaygısı yetersiz olan kişilerdir. Bu insanların davranışlarının ardındaki neden, genellikle karmaşıktır. Sizin ona katılmanızı dileyebilirler ya da sizin cesaretlendirmenizi, desteğinizi, yardımınızı ya da sempatinizi beklerler.

Dedikodu:
Dedikodu, güvensizliğin, mutsuzluğun, kötü niyetin ve yönlendirmenin aracıdır.

Ne zaman karşımdaki kişi beni dedikodulu bir konuşmaya çekmek istese, acaba benim
arkamdan ne söylüyor diye merak ederim.

Dedikoduyu seven insanlar, bunu kolaylıkla kabul etmez; bu nedenle
dedikodularını başkalarını önemseme ya da havadan sudan konuşma kılığına sokar.

Şaka:
Şakanın pek çok yüzü vardır; acıtıcı ve alaycı, ince, gürültülü, içten ya da ikiyüzlü
olabilir. İnsanları bir araya getirmek ya da birbirinden uzak tutmak için kullanılabilir.

Şaka, bir silah ya da kalkan olarak da kullanılabilir. Saldırı için güçlü bir araç
olarak, karşınızdakini incitmek ya da küçük düşürmek için kullanılabilir.

İnsanlar genellikle şakayı gerçek duygularını gizlemek için kullanır; eğer ciddi bir
sorunu dile getirme cesaretini bulamazlarsa, şakaya dayalı ancak belirli bir noktayı
işaret eden bir yaklaşım sergiler. Özeleştiride olduğu gibi, şaka kimi zaman bir savunma
aracı olarak da kullanılabilir.

İğneleme:
İğneleme, iletişimin en güçlü araçlarından biridir. Şaka gibi, çeşitli biçimlerde
karşımıza çıkabilir; ancak şakanın aksine, çoğunlukla zararsızdır. İnsanlar İğnelemeyi
neredeyse her zaman güçlü hissedilen bir düşünceyi, inancı ya da duyguyu doğrudan
açıklamak istemediği durumlarda kullanır.

Doğrudan iletişim yerine iğneli sözlere başvuran kişiler, ne kadar güvenli
görünürse görünsün, genellikle özgüvenden yoksundur. Güvenli insanlar, duygularını
genellikle doğrudan ifade eder. İğnelemeye başvuran kişiler, genellikle yönlendiricidir;
konuya doğrudan yaklaşmak yerine çevresinden dolaşarak istediği etkiyi yaratmaya
çalışır.

Birkaç istisna dışında, iğneleme bir başkasıyla alay edilmesini sağlamanın insafsız
ve duyarsız bir yoldur.

Ayinesi İştir Kişinin Lafına Bakılmaz

Bir yöneticinin çalışanlarına karşı nasıl davrandığı, çok şey anlatır. Güç
zehirleyicidir ve pek çok insan onu iyi yönetemez. Çalışanlarına karşı nazik, saygılı ve
arkadaşça davranan yöneticilerin özgüvenli, şefkatli, cömert ve cana yakın olması ve
diğer insanların onu nasıl algıladığına önem vermesi büyük bir olasılıktır. Çalışanlarına
karşı köle gibi davranan yöneticiler genellikle güvensiz, despot, duyarsız ve şefkatsizdir.
Bu yalnızca işyeri için değil, hayatın her alanı için geçerlidir.

Grubu okumak:
Büyük grupların içinde kendini genellikle rahatsız hisseden kişiler, tipik olarak
sürekli hareket eder ve yer değiştirir. Bu insanlar, diğerleriyle temasa geçmekten
kaçınır. Bir başkası kendisi o an olan herhangi bir etkinliğe dahil etmek istediğinde, buna
direnir. Bir başkasının evinde konuk olduğunda bile, sürekli seyredecek bir televizyon
arayan bir adam tanıyorum.

Bazı insanlarsa, bir başkasının yanına ilişir ve kalabalığa karışmadan saatler

geçirir. Belki bu insanların birlikte konuşacağı çok şey vardır. Ancak eğer gerçek bu
değilse, muhtemelen kendilerini kalabalık içinde rahatsız hissediyorlardır.

Bazıları ise, en çok el sıkan kişiye ödül vereceklermiş gibi salondaki her insanın

yanına giderek elini sıkar!!!

Genelde, daha güvenli ve cana yakın insanlar kalabalık içinde daha sosyal
davranır, ancak herkesin yanına gitme ihtiyacını hissetmez.

İnsanların seçeneklerinden onların değer ve önceliklerini anlamak:
Hayat, seçeneklerle doludur: Boş zamana karşı mesleki başarı, aileye karşı
arkadaşlar, bağlılığa karşı özgürlük.

Seçimler, kişinin değerlerinin ne olduğunu yansıtır; sözler ise, karşınızdaki kişinin
sizin hangi değerlere inanmanızı istediğini gösterir ya da hangi değerlere sahip olmayı dilediğini.

İnsan Davranışının Altın Kuralı
“Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkalarına yapma.” Bu altın kural,
birkaç değişiklikle birlikte halen geçerlidir. Bu altın kuralın yenilenmiş biçimi:
“Başkaları, onlara yapmanızı bekledikleri ya da istedikleri şeyi size yapar.” İnsanlar
kendilerinin yansıtılmasını ve bu nedenle çevresindeki insanlar tarafından onaylandığını
görmek ister.
Hayatın her alanında, bu denklem dikkate değer ölçüde güvenilirdir. Eğer çiçek
vermeyi seven birisini tanıyorsanız, almaktan hoşlanacağı bir hediye olarak- tahmin
edeceğiniz gibi- çiçeği düşünebilirsiniz. Eğer kişi her telefon konuşmasının sonunda
“Seni seviyorum” demekten hoşlanıyorsa, bunu sizden de dinlemek istiyordur. Bu basit
ilkeyi aklınızdan çıkarmadığınızda, başkalarının sizden ne istediğini ve beklediğini
anlama yolunda olacaksınız.

İnsan Çevresini Değerlendirmek

Eski bir söz “Aynı topun kumaşı, bir arada bulunur” der. Bu, paha biçilmez ve
bilgece bir sözdür. Arkadaş olduğumuz, evlendiğimiz, işe aldığımız, kendisi için
çalıştığımız ve sosyalleştiğimiz insanlar çevremizi oluşturur. Bu insanlar, genellikle kim
olduğumuzu ya da kim olmak istediğimizi yansıtır; çünkü onları büyük ölçüde
seçebiliriz.

Yalancılar

Eğer tüm insanlar birbirine karşı dürüst olsaydı, onları okumak çok daha kolay
olurdu. Sorun insanların yalan söylemesidir.

Arada sırada yalan söyleyen birisi, çoğumuz gibi, istenmeyen bir durumdan
kaçınmak ya da yanlış ve utandırıcı bir şeyi itiraf etmemek için yalan söyler. Yine
çoğumuz gibi, yalan söylemekten hoşlanmaz ve bunu yaptığında çok rahatsız hisseder.

Sıklıkla yalan söyleyen birisi, ne yaptığının farkındadır; ancak buna arada sırada
yalan söyleyen birisi kadar aldırmaz, dolayısıyla daha sık yalan söyler. Pratik, her şeyi
mükemmelleştirir: Sıklıkla yalan söyleyen bir insanın görünümü, beden dili ve sesi
yalanlarını pek ele vermez. Ayrıca, yalan söylemeye pek aldırmadığı için, tipik stres
bulguları pek görünmez.

Alışkanlık olarak yalan söyleyen insanlar o kadar sık yalan söyler ki, çoğu zaman
ne yaptığının farkında değildir. Yalan söylediğine aldırmadığı için, alışkanlık olarak
yalan söyleyen birisi dürüst olmadığına dair çok az ipucu verir eğer verirse.

Profesyonel bir yalancı, saptanması en zor olandır. Yalan söyleyen kişinin sesi,
beden dili ya da görünümü bu tür iyi hazırlanmış bir yalanı ele vermez. Söylene yalan,
gerek içerik, gerekse mantıksal bütünlük olarak tutarlıdır.

Rastlatılar Olabilir

Kimi zaman önemli görünen olaylar tamamıyla anlamsızdır.

Yalnızca birisini operada gördünüz diye o kişi entelektüel ya da kültürlü olmaz,
hatta operayı sevdiği bile söylenemez. Belki bir arkadaşı ona bir bilet teklif etmiştir ve o
da arkadaşına katılmaya kendini mecbur hissetmiştir.
Bu nedenle rastlantıların olabileceğini asla unutmayın. Kimi zaman manidar
görünen şeyler, tamamıyla anlamsız olabilir. Üzerinde çok durmayın.

**Yazarlar Hakkında

DR. JO-ELLAN DIMITRIUS**

Aralarında Rodney King, Reginald Denny, Robert Blake, John du Point, O.J. Simpson ve Enron davalarının da bulunduğu altı yüzden fazla davanın seçiminde danışmanlık yaptı. BBC ve TV Asahi yanında The Oprah Winfrey Show (Oprah Winfrey Şov), The Wiew (Görünüm), Dancing with the Stars (Yıldızlarla Dans), Good Morning America (Günaydın Amerika), Today (Bugün), Larry King Li (Larry King Canlı), Face The Nation (Ulusa Bakış), ve 60 Minutes (60 Dakika) gibi programlarda yer aldı.

The American Lawyer (Amerikalı Avukatlar) dergisi tarafından ''kahin'' olarak nitelendirildi, Who's Who in America (Amerika'da Kim Kimdir) listesinde yer aldı ve Ulusal Avukatlar Koleji tarafından Yargıç Justice William J. Brennan onuruna verilen 2007 Brennan Ödülünü kazandı.

Jo-Ellan, Amerika Baro Programında ulusal ve uluslar arası konferanslar vermektedir.

MARK MAZZARELLA

Otuz yıldan daha uzun süredir San Diego'daki davalarda görev alan bir avukattır. On iki bin üyeli Kaliforniya Eyaleti Barosunun eski başkanıdır, San Diego Daily Transcript tarafından, San Diego'da şirket davaları kategorisinde en etkili avukatlardan biri olarak seçilmiş, Süper Lawyer (Süper Avukatlar) dergisinde haber olmuş ve The Best Lawyers America (Amerika'daki En İyi Avukatlar) listesinde yer almıştır. Yazmaya ve ders vermeye yoğun bir biçimde devam etmektedir.

WENDY PATRICK MAZZARELLA

San Diego Eyaleti Bölge Avukatları Ofisine kayıtlı bir avukattır ve kısa süre önce San Diego Daily Transcript tarafından San Diego'daki en etkili on ceza avukatından biri olarak seçilmiştir. Kariyerine savunma avukatı olarak başlamış ve ceza davaları sisteminde her iki taraf içinde jüri seçiminde olağanüstü tecrübeler edinmiştir. ''İnsanları Okumak'' ve ''İzlenim yönetimi''nden hukuk ve iş etiğine kadar değişen çeşitli konularda yazılar yazmakta ve ulusalve uluslar arası konferanslar vermektedir.

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım