Akıldışının Mantığı

Akıldışının Mantığı

Bu özet 19.01.2018 tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi bölümü 2.sınıf öğrencisi Gamze Damla KEZER tarafından çıkarılmıştır.

Behavioral Economics (Davranışsal İktisat) nedir diye daha önce hiç düşündünüz mü? Ya da duydunuz mu? Eğer cevabınız hayır ise bu kitap sizin için harika bir şans…
Kitap da ve Dan Ariely TedTalks konuşmalarından etkilendiğim o kadar şey var ki. Bunlardan bir tanesi ile başlayabilirim. Sabah yataktan kalkıyoruz ve kararlar verdiğimizi sanıyoruz. Sabah uyanıyor ve gardrobu açıyoruz. Ve ne giyeceğimize karar verdiğimizi sanıyoruz. Sonra buzdolabını açıyoruz. Ve ne yiyeceğimize karar verdiğimizi sanıyoruz. Bütün bunlar şu anlama geliyor: bu kararların çoğunda ipler aslında bizim elimizde değil. İpler aslında o formları tasarlayan insanların elinde. Bunu kabul etmesek de gülüp geçsek de bu böyle Dan böyle söylüyor.
Ama bize geldiğinde iplerin bizim elimizde olduğuna inanırız, kontrolün bizde olduğunu ve kararları bizim verdiğimizi hissederiz. Aslında kararı bizim vermediğimizi, ve bir karar vermiş yanılsamasına sürüklendiğimizi kabullenmek o kadar zor ki… Fakat, işin aslı, kolay olduğu için değil. Önemsiz olduğu için değil. Umursamadığımız için değil. Tam tersi. Önemsediğimiz için. Zor ve karmaşık bir durum. O kadar karmaşık ki ne yapacağımızı bilmiyoruz. Ve ne yapacağımızı bilmediğimiz için de bizim için seçilen neyse onu kabul ediyoruz. Eğer fiziksel sınırlarımız olduğunu anladığımız şekilde, algılsal sınırlarımız olduğunu da kavrayabilirsek, her ne kadar gözümüze aynı şekilde görünmeseler de, daha iyi bir dünya tasarlayabiliriz. Ve, bana kalırsa, işin umut verici tarafı da bu.. Görmekten ya da görmemekten korkuyoruz bu kitap bize bunu anlatıyor…

Kitap da çok ilgi çekici olduğuna inandığım bir kısım hedonik uyarlanma ile ilgili olan. Düşünün yapmaktan yorulduğunuz artık ara vermek istiyorum dediğimiz anlar vardır ya… Özellikle final haftasında bir toplantının ortasında ya da bir proje çalışmasında hemen ara vermek dinlenmek ufak bir mola isteriz. Bazen bunu bir kahve ile bazen ufak çaplı sohbetler ile destekleriz. Kaçmak için yapıyoruz aslında bunu işten dersten bu örnekleri çoğaltabilirim. Düşüncemiz şu aslında bunlardan uzaklaşarak ve dinlenebileceğimiz… Dan Ariely bu bölümde özet olarak diyor ki size can sıkıcı gelen şeyleri başlamışken bitirin ve kurtulun, çünkü her ara verdiğinizde o can sıkıntısından uzaklaşıyorsunuz ve her geri döndüğünüzde alışmanız zaman alıyor. Odaklanmakta zorluk çekiyor belki de … Bu durum gerçekten de öyle değil mi? Sizde de mutlaka olmuştur…

Ancak aynı şekilde bize haz veren şeylerin de bir anda değil parça parça yapılmasının hazzı artıracağı iddia ediliyor. Bir dizinin sezonun bitmesi ardından aylarca beklememiz buna örnek olamaz mı? Haftalarca beklediğimiz filmin tam da geldi geldi evet şu gün izleyeceğim dememiz bizi bu durumlara içten bağlayan ve durumu özetleyen basit örneklerdendir.

Size bir örnek vereyim. Ted Talks konuşmasından bir alıntı aslında Are we in control of our own decisions? Adlı bir konuşma kesinlikle dinlemelisiniz
Redelmeier ve Schaefer'in bir makalesinden alıntı. Diyorlar ki, "Bu yanılsamalardan uzmanlar da, iyi maaş alan, kendi kararlarında uzman insanlar da nasibini bolca alıyor". Çalışmaları bir doktor grubunu kapsıyor.Doktorlara bir hastanın vaka analizini gösteriyorlar. Hastanın durumu şu. 67 yaşında yaşlı bir çiftçi. Uzun zamandır sağ kalça eklemindeki bir ağrıdan şikayetçi. Ve doktorlara diyorlar ki; "Birkaç hafta önce hiçbir yöntemin bu hastada işe yaramadığına karar verdiniz. Bütün ilaçları denediniz. Hiçbiri işe yaramadı. Ve hastayı kalça nakli ameliyatına yönlendirdiniz. Kalça nakli. Tamam mı?" Hasta kalça nakli için hazırlıklarına başladı. Sonra doktorların yarısına diyolar ki; "Dün hastanın durumunu tekrar incelediniz, ve denemeyi unuttuğunuz bir ilaç olduğunu farkettiniz. İbuprofeni denemediniz. Ne yapardınız? Hastayı tekrar çağırıp ibuprofeni dener miydiniz? Yoksa kalça nakli ameliyatına girmelerine razı mı olurdunuz?" İşin güzel tarafı, bu çalışmadaki doktorların çoğu hastayı geri çekip ibuprofeni denemeye karar veriyor. Doktorlar açısından doğru bir karar.

Doktorların diğer yarısına ise soruyu şu şekilde soruyorlar; "Dün hastanın durumunu tekrar incelediniz, ve denemeyi unuttuğunuz iki ilaç olduğunu farkettiniz, ibuprofen ve piroxicam." Ve diyorlar ki, "Denemediğiniz iki ilaç var. Ne yapardınız? Ameliyata gönderir miydiniz? Yoksa geri mi çağırıdınız? Ve eğer geri çağırırsanız, ibuprofeni mi yoksa piroxicamı mı denerdiniz? Hangisini?" Şimdi düşünün.Bu karar hastayı kalça nakline gönderme konusunda bir karmaşa yaratmıyor. Ama hastayı geri çağırmak, birden daha karmaşık bir hal alıyor. Karar verilecek bir şey daha var.Bu durumda ne oluyor? Doktorların çoğu hastanın kalça nakline gitmesine razı oluyor. Umarım bunlar sizi endişelendiriyordur bu arada (Kahkahalar) doktorunuzu bir sonraki görüşünüzde olacaklarla ilgili olarak. Olay şu ki, hiçbir doktor asla piroxicam, ibuprofen ve kalça nakli tercihleri arasından kalça nakline gitmeyi seçmez. Ama bunu bir ihmal olarak gösterdiğinizde insanların vereceği karar üzerinde büyük bir etkisi oluyor

Benim için okuduğum kitabı günlük hayata sentezlemek yaşantıdan parçalar bulabilmek bambaşka bir şeydir ve ben bunu Dan diğer kitabında da söylediğim gibi hissediyorum. Kitapta geçen bir diğer kısım ise; Kısa Vadeli Duyguların Uzun Vadeli Etkilerini konu alan bölümde bakın Dan Ariely ne diyor: “İdeal bir dünyada yaşasak, hangi ruh haliyle aşağılık biri gibi davrandığımızı hatırlayabilir ve o davranışı sürdürmeye gerek kalmadığını fark ederiz. Ama...attığımız adımları hatırladığımız halde çok zayıf bir belleğe sahibiz ve aynı kararları vermeye devam ederiz (s.241)”. Bazen bir şeyi çok istiyoruz o an ki duygularımız ile hareket ediyoruz kontrol edemiyoruz kendizi fakat o duygu gittikten sonra hala o aldığımız kararın arkasında durabiliyor muyuz? Ya da ne kadar durabiliyoruz? Dan söylediği gibi karar verirken kendimizi korumamız gerekiyor…

Bu durum hayatın her yerinde görebileceğimiz ve bize etki edeceği bir kısımdır. Söylediğim gibi iş okul sosyal çevre buralarda verilebilecek kararlara dikkat edilmeli anlık şeylerin esiri olmak… Ne kötü…

Dan Ariely ile tanışmalısınız. Keyifli okumalar 😊

Dan Ariely

Dan Ariely, Duke Üniversitesi’nde, Psikoloji ve Davranışsal İktisat dalında James B. Duke profesörüdür. Fuqua İşletme Fakültesi, Bilişsel Nöroloji Merkezi, Ekonomi Bölümü ve Tıp Fakültesi’nde görev yapmaktadır. Dan, bilişsel psikoloji ve iş yönetimi alanlarında doktora yapmıştır. Çalışmaları, New York Times,Wall Street Journal, Washington Post, Boston Globe, Business 2.0, Scientific American ve Science’da yayınlanmıştır. CNN ve CNBC televizyonlarına çıkmakta ve AmericanPublicMedia’nın Marketplace radyosunda düzenli olarak yorumculuk yapmaktadır. Eşi ve iki çocuğuyla Kuzey Karolina Durham’da yaşamaktadır.

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım