Cahil Hoca - Jacques Ranciére

Cahil Hoca - Jacques Ranciére

Bu özet 05.03.2019 tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi Kariyer Merkezi Uzman Yardımcısı Muhammet Furkan AYDIN tarafından çıkarılmıştır.

Fransız edebiyatı okutmanı Joseph, Belçika’da sürgündedir. Sürgünde yarı zamanlı bir iş bulmuş tek kelime Fransızca bilmeyen Flamanlara, kendisi de tek kelime Flamanca bilmediği halde Fransızca öğretmek zorunda kalmıştır. Bu süreç Joseph’i zorlar ve kılavuz olarak Fénelon’un iki dilli bir “Telemak” kitabını seçer ve öğrencilerinin kendi kendilerine Fransızcayı ve kitabı öğrenmelerine yardımcı olur. İnsanın bilmediğini de öğretebileceğinin ispatı olan bu tuhaf deneyim Joseph’in kafasında bilen ile bilmeyenin, öğreten ile öğrenenin, kol emekçisi ile zihin emekçisinin, kısacası zekaların eşitliğinin farkına varmasına, zihninde ampullerin yanmasına sebep olmuştur.
Farkındalık meselesinin idraki noktasında Joseph’i düşündüren o ani algılama ve idrak etme halini özetleyecek olursak, açıklayana dayalı sistemin mantığını yıkmak gerektiği, anlama konusundaki kapasitesizliği tedavi etmek için açıklamaya ihtiyaç yoktur. Tersine açıklayana dayalı dünya düşüncesini yapılandıran mantalite, işte bu kapasitesizliktir. Anlayamayanın açıklayana değil, açıklayanın anlayamayana ihtiyacı vardır; anlayamayanı bu vasfıyla kuran, var eden o açıklayandır. Birine bir şeyi açıklamak, her şeyden önce ona kendi başına anlayamadığını göstermek demektir. “Pedogojinin miti dünyayı ikiye böler” yani zekayı ikiye böler mantığından yola çıkarak bilgin zihinler ve cahil zihinler, olgun zihinler ve toy zihinler, anlayabilen ve anlayamayan, zeki ve aptal ikilemlerinde hareket etmektedir. Açıklayan için bu iş, iki yöntemden var olmaktadır. Mutlak başlangıç bu işin temel taşını oluşturmakta, öğrenme aşaması da ilerleme evresidir. Bir diğer mesele öğrenilecek her şeyin üzerinden kaldırmaya çalıştığı cehalet örtüsünden kurtulmak olacaktır. Öğretmen’e gelinceye kadar çocuk el yordamıyla ve tahminlerle ilerlemiştir. Öğrenme aşamasına kadar kelimeleri okuyup tekrarlıyor fakat bundan sonraki süreçte okuyacak, harfleri duymadan heceleri, heceleri duymadan da kelimeleri duyamayacaktır ki onları da ne kitap duyurabilir ne de anne ve baba. Çocuğun dikkatini çekebilecek ve onu öğrenme noktasında cezbecek tek kişi öğretmenin sözü olmalıdır. Pedagojik formasyon eğitimlerine göre; bir aşağı zeka birde üstün zeka yapısı insanoğlunda mevcuttur. İlki algıladıklarını rastgele kaydeder, aklında tutar, alışkanlıklar ve ihtiyaçlar ile birlikte yaşayarak duygusal zekasında yer edinir. Bu halktan bir kişiye ait zekâ yapısının yaşayış ve düşünce biçiminin sistematize edilmiş halidir. İkincisine dönüp baktığımızda ise algılarının nedenlerini bilir, yöntemli olarak basitten karmaşığa, parçadan bütüne doğru yol katetmeyi sistematize bir şekilde hedeflemektedir.
Hocanın sahip olduğu bilgileri öğrencinin zihinsel kapasitelerine uyarlayarak aktarmasını ve öğrencinin öğrettiklerini iyi öğrenip öğrenemediğini doğrulamasını sağlayan şey bu zekadır.
“Özgürleştirmeksizin eğiten hoca aptallaştırır” diyen “Cahil Hoca” eğitimciler ve eğitim sistemimiz üzerine beyin fırtınası yapanlar için kafalarını ufka kaldırıp baktıklarında yol gösteren ve ışık tutan bir kutup yıldızı olabileceğine inandığım bir eser.

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım