NİV GARİH - ALARKO HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ

NİV GARİH - ALARKO HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Özgeçmiş:
1981 yılında doğan Niv Garih, 2006 yılında New York Üniversitesi, Stern İşletme Okulu’nun Finans ve Uluslararası İşletme Bölümü’nden takdir derecesiyle mezun oldu. 2006 – 2008 yılları arasında New York eyaletinde JP Morgan’da yatırım bankacılığı yaptı. 2008 de Türkiye’ye dönerek, bir yıl kadar bir finans kurumunda çalıştı. Ardından 2009 yılında Alarko Holding bünyesinde iş geliştirme uzmanı ve müdür yardımcısı görevlerini gerçekleştirdi. 2013 yılından bu yana ise yatırımcı ilişkilerinin başına geçmiştir. Toplam olarak Alarko’nun çeşitli kademelerinde 8 yıldır hizmet veren Niv Garih, İngilizce, İbranice ve Fransızca bilmektedir.

“UZMANLIĞI YAVAŞ YAVAŞ ARTTIRARAK, ERİŞİLMEZ OLMAYI YARATMAK GEREKİYOR”

-Yurtdışında eğitim aldıktan sonra orada iş dünyasına adım attınız. Türkiye’ye geri döndüğünüzde hayata bakışınız ve hedefleriniz neydi?

Çok küçük yaştan itibaren yurtdışında yaşamıştım. Kültürünü çok iyi bilmediğim bir yere geldiğim için kendime bir zirve hedefi koymadım. Ama mücadeleci bir ruha sahip olduğum için eninde sonunda bir zirveye ulaşma hedefim vardı. İnsanın birisi ile yarışması yerine kendi zirvesini yaratıp, oraya ulaşması gerekir. Öncelikli hedef olarak buranın kültürüne alışmam gerektiğini hedef olarak belirlemiştim. Sosyal hayat, iş hayatı insanın dengesini oluşturuyor. Gerek iş hayatımda ve gerek sosyal hayatımda denge kurmam gerekiyordu, bu benim için çok önemliydi. Ki mutsuzluk zaman içinde iş hayatınıza da yansıyor, bunun içinde köklerimi iyi yerleştirmek ilk hedefimdi.

-Peki, neler yaşadınız nasıl bir yol izlediniz ve iş hayatınız Alarko Holding içerisinde nasıl şekillendi?

Sosyal hayatta ve özel hayatta hiçbir şey kendiliğinden gelişmez, insanın hedefleri doğrultusunda gelişir. Her şey benim etrafımda gelişecek diye bir şey olmaz. Düşünmezseniz, rekabetçi olmazsanız, hiçbir türlü istediğiniz noktaya gelemezsiniz. Benim çalıştığım departmanda, ihalelerle hazırlanan dosyalar değerlendirirken, farklı sektörlerdeki araştırmalar, kendi şirketlerimizin iş değerlendirmeleri gibi hedeflerimiz ve projelerimiz vardı. Bunları en iyi şekilde gerçekleştirmek ve Alarko’nun bugüne kadar yapmadığı şeyleri gündeme getirmek benim hedefimdi. Yatırımcı ilişkileri departmanında bir eksiklik gördüm, o eksikliği kapatmak istedim. Onun üzerine, departman değiştirdim. Bir iş yerinde başarınız, orada göstereceğiniz istikrara bağlıdır. Ben tespit ettiğim eksikliklerin üzerine çözüm üreterek gittim. Şurası eksik, burası eksik demek yerine şurada bir eksiklik var, ben bunu gidereceğim öngörüsü ile adım atmak daha verimli olacaktır. Ailemin yönetimden çekilmek istemesi üzerine, ailemi temsilen ben 3. nesil olarak Holding yönetiminde yerimi aldım.

-Genel anlamda şu an ki çalışmalarınız ne doğrultuda?

Holding olarak, birinci jenerasyon olan Üzeyir Garih’in ve İshak Alaton’un koyduğu vizyonları yaşatmamız gerekiyor. Bugün ikinci kuşaktan İzzet Garih Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Yeni jenerasyonların iş başında görev alması nedeniyle önemli bir devre yaşıyoruz.

-İşe ilk başladığınızda kariyer hedefinizdeki önceliğiniz neydi? Ve bu konuda bizlere ne öğütlersiniz?

Çalıştığınız yerde, önce departmanın hedeflerini belirlemeniz gerekiyor. Makroya gitmemek gerekiyor. Bana Amerika’da, bir şeyde çok iyi olman lazım dediler. Spesifik olarak bir konuda uzman olman lazım ki, sen o ekibin, olmazsa olmazı olasın. Öbür türlü seni çok çabuk başkası ile değiştirebilirler. İlgili olduğun konuda en iyi bilen olmak gerekiyor. İş yerine gelmediğinizde, yerinize biri ikame etmemeli. İşe ilk başladığımda, ilk hedefim kendime bir uzmanlık alanı belirlemek oldu. Uzmanlığı yavaş yavaş arttırarak, erişilemez olmayı yaratmak gerekiyordu. İş yerinde hedefim önce eksikleri kapatmak oldu. Çıkan yeni fırsatları da değerlendirdim. Yangın söndürmenin yanında, ortaya çıkan fırsatları da değerlendirmek gerekiyor. Farklı konumlarda daha makro düşüncelerle konumunuzu farklılaştırıyorsunuz. Zorlayıcı hedefler koyarak, ekibinizi daha iyi olmaya yöneltiyorsunuz. Alışkanlıklarınızdan çıkararak, yeni trendler yaratmaya yöneltiyorsunuz. 2009’da Alarko olarak Elektrik dağıtım işine girerek bu sektörde öncü olduk. Bu şekilde spesifik hedefler koyarak, şirkete yön vermeye çalışıyoruz. Daha kolay ulaşılır hedefler koyarak öz güvenimizi arttırmamız gerekiyor. Bazen de hata yaparak ve yaptığımız bu hatadan sonuçlar çıkararak ilerlemeyi sürdürüyoruz.
-Alarko Şirketinin genel faaliyetlerinden, çalışmalarınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Gelecek hedefleriniz nelerdir…
1954 de kurulan Alarko şirketi 62 yılda birçok sektöre girip çıktı. Temel sektörlerimiz sanayi ve ticaret, inşaat ve taahhüt, enerji, arazi geliştirme ve turizmdir. Gıda, su ürünleri sektöründe Norveçlilerle Somon Balığı üretim işi yapıyorduk, hisseleri devir edip oradan çıktık. Tüm şirketlerimiz arasında sağlam bir sinerji var. Otel inşaatı, santral inşaatları gibi konularda şirketlerimiz arasında bir işbirliği var. Girdiğimiz sektörlerde şirketlerimiz arasında sinerji yaratmayı seviyoruz. O zaman bu bize büyük bir avantaj sağlıyor. Var olduğumuz sektörlerde daha güçlü olmak için efor sarf ediyoruz. Hillside markası ile örneğin turizm de büyümeye çalışıyoruz. Uluslararası arenada çok tanınan bir marka… Kıbrıs’ta yeni bir otel inşa edeceğiz ki böylece markamızı daha da bilenen bir marka haline getireceğiz. Enerji alanında büyük atılım yaptık, önümüzdeki 5 yılda daha büyük hedeflerimiz var. Hedefimiz daha güçlü ve vizyoner bir şirket olmak. Çok rekabetçi bir ortamda, büyümek zor olsa da biz Alarko olarak hedeflerimizi belirledik. Bazı sektörlerde duruma göre gaza, bazı sektörlerde de frene basarak, dengeli büyümeyi sürdürüyoruz. Önümüzdeki yıllarda da Türkiye’de, know - how üreten bir şirket olarak yaşamak istiyoruz. Bizdeki her şirket otonomdur. Şirketin bir yönetim kurulu, her şirketin bir Grup Koordinatörü ve ayrı İcra komiteleri var. Alarko Holding ise bu şirketlerin sahibi, bu şirketlere para desteği başta olmak üzere, ihtiyacı olduğu tüm destekleri sağlıyor.

Fazla agresif olmadan büyümeyi hedefleyen bir misyonumuz var. Hesaplı kitaplı adımlar atarak, başarıya bilinçli adımlarla, ölçerek ve biçerek, hesaplı riskler alarak ulaşmayı hedefliyoruz. Her başarının bir riski var, bu riski aldığınızda hem başarılı hem de başarısız olabilirsiniz. Burada önemli olan riski yönetmektir. 10-15 yıl önce çok muhafazakâr bir şirket olarak algılanıyorduk. Bu algı son 5 -6 senede değişti, hesaplı bir agresif yapıya dönüştü. Kriz dönemlerinde bile bu yaklaşımın faydasını gördük ve fırsata dönüştürebildik. Bu da çok hesaplı ve çok iyi bir fizibilite yapmamızdan kaynaklanıyor. Attığımız adımlar da bunu doğruluyor. Her konuda başarılı olduk mu yok, ama başarısızlıklardan da doğruları öğreniyoruz. Aynı hatayı tekrarlamamamız lazım. İş dünyasında hata yapmaktan korkmamak lazım, çünkü hata yaparak deneyim kazanıyorsunuz.

“İş hayatında bir konuya çok iyi fokuslanmalı…”

-Peki, bu tavsiyelerinize ek olarak; bizlere söyleyebileceğiniz iş hayatına dair stratejiler nelerdir?

Yanlış bir karar bile kararsızlıktan daha iyidir, çünkü sizi ileri götürür. Bu aldığınız kararın sizi batıracak boyutta olmamasına dikkat etmek lazım. Sizi batıracak kararlar almamanız lazım, risklerinizi çok iyi hesaplamanız ve kontrol etmeniz lazım. Yanlış karar alsanız bile, ondan ders çıkarıp, bir sonraki kararınızın başarılı olacağına inanıyorum. 10 karardan 7 si doğru ise, siz doğru yoldasınız. Yanlış ise, kararlarınızda bir problem var, yanlış değerlendiriyorsunuz demektir. 10’da 10 olursa, hiçbir karar alamazsınız. Mükemmeliyetçilik tehlikeli bir şey, insanları hareketsizliğe sürükler, memnuniyetsizliğe sürükler. Sürekli daha iyi olsun üzerinde çalışırken, projenin bitmemesine neden olur. Her şeye girişmemek lazım, işi kaçırmamak yerine, ne kadar başarabilirim, bana fayda mı zarar mı verecek hesabını çok iyi yapmak gerekiyor. Kapital limitli iş ise sonsuz. Piyasadaki hareketliliğe karşı, antenlerinizin açık olması gerekiyor ki yatırımınızı ona göre yönetebilesiniz. Piyasadaki iş aleminin antenleri, kendi stratejilerine göre farklı algılıyor. Çünkü herkesin kapital gücü de farklı. Risk çerçevesine ve hedefinize göre hareket etmek zorundasınız, iddialaşmak faydadan çok zarar getirir, fizibilitenizi iyi yapmışsanız, onun verileri doğrultusunda hareket etmek zorundasınız. Yoksa sonunda başarısızlıkla karşılaşmanız olası.

-Alarko’da eğitime çok önem verdiğinizi duyduk. Bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?

Kurumda çalışanların fikirlerine çok önem veririz. Kişisel girişimleri çok önemlidir. Kurumda klasik eğitimler veriyoruz. Kişisel, profesyonellik ve liderlik eğitimleri var, gençlere yönelik eğitimlerimiz var. Kurumsal MBA uygulamasını başlattık ve Bahçeşehir Üniversitesi ile bir iş birliğimiz var. Ayrıca, Alarko İstikbal Kulübü (AİK) adını verdiğimiz bir organizasyonumuz var. Bu kulüp, 1985’de Üzeyir Bey tarafından kuruldu, şirket gençlerimize yönetim simülasyonu sağlıyor. 8 komiteden oluşuyor. Teknoloji, proje geliştirme, eğitim, spor komitesi, sanat vs... Bunlar projeler üretiyor. Bu etkinliklere bütün Alarko çalışanları katılabiliyor. Yönetim tecrübesi kazanmalarına yol açıyoruz. Farklı gruplarda farklı eğitim programları var. Eğitim olmadan limitleri zorlamanız mümkün değil. Çalışanların bu eğitimlerle Alarko’nun şirketlerinde neler olduğunu bilerek daha yaratıcı olması sağlanıyor. İç motivasyonu olan elemanları desteklemek zorundayız.

-Peki, sizce Türkiye’deki eğitim sistemi nasıl ilerliyor? Yurtdışında eğitim almak öğrenciye ne gibi artılar sağlar? Diğerlerinden daha iyi olabilmek için bizlere ne önerirsiniz?

Türkiye’deki eğitim sistemi iyi, çok akıllı gençler yetişiyor. Bu kişiden kişiye çok değişiyor, yurt dışında okuyan insanlar da var, bazıları çok başarılı, bazıları ise çok başarısız oluyor. Türkiye’de de aynı şey geçerli. Çok iyi üniversitede okuyanlar, çok başarılı olacak diye bir şey söz konusu değil. Sizin okuldan ne kadar bilgi kaptığınız önemli. Okul dışında da bu aldığınız bilgileri geliştirmeniz gerekiyor. Yurt dışında okumanın avantajı, lisanınız çok daha fazla gelişiyor. Lisan gelişimi okulla bağlantılı olan bir şey değil. Türkiye’de okul bitirin ama sonra 6 ay yurt dışında kalın, lisanınız yine gelişir. Yurtdışında okuyup da lisanı kötü olan kişiler var. Bu o kişinin konuya eğilmesi ile ilintili. Lisan zorlayarak öğrenilecek bir şeydir. Lisanı bir alışkanlık haline getirmeniz gerekiyor. Devamlılık, istikrar ve ısrarcılık olması halinde, başarılamayacak bir şey yoktur. Biri zayıf olursa, 1-0 geriden başlamış olursunuz. Çünkü rekabet var, herkes akıllı, bilgiye çok kolay erişilebiliyor. Akıllı ve verimli bir çabalama ile başarıya ulaşılabilir. Çok çalışmak değil, iş hayatında verimli çalışmak önemlidir. Çalışan bunu düşünerek çalışmalıdır. İnandığın bir konuda ısrarcı olmak şart, kendinizi göstermeniz şart. İşi sahiplenerek çalışmanız önemli. İnsanlar çok hızlı yükselmek istiyor, özümseyerek yükselmesi lazım. İnsan yönetimi önemli ama yetenekleri yönetmek daha da önemli. Yetenekli alanları geliştirmeye zorlamalıyız. Gerçekle yüzleşip, kendi hatalarınızı görmek lazım, kendi hatalarınızı değiştirebilirsiniz, ama karşınızdaki değişmez, kendisi isterse değişebilir. Karşınızdaki kişiyi kontrol edemezsiniz. Sizin aksiyonlarınız değiştikçe, karşınızdaki de değişme gösterir. Her şey küçük adımlarla başlar, hatalar da küçük olur. Hatalı koşarsanız, düşersiniz. Her şey iş değildir. İşi destekleyen çok faktör var, dengeli yaşayacaksınız, disiplinli olacaksınız. Fazla disiplin de kötü, ortayı bulmak zorundasınız. Mutlu değilseniz, değişiklik yapıp mutluluğa ulaşmalısınız. Bazen radikal değişim gerekiyor, ama her zaman radikal değişim olmaz. Tecrübe arttıkça, iradeniz artıyor. İşe işçi alımında, kişinin istikrarı, disiplini ve ısrarcılık ile devamlılığı önemli. Çalışanların iyi bir insan olması, dürüst, çalışkan olması lazım, nota odaklanmamak lazım, inisiyatif üstlenmesini biliyor mu, bunu tartmak gerekiyor. Sabır ve pozitif enerji önemli! Rahmetli dedem derdi ki yorgunluk başarısızlığın ilk sinyalidir. Mutlu, motivasyonu olan insan yorgunluğunu atar. Bugün fazla bilgi kirliliği ve karmaşa var bu da insanı çok yoruyor, bu bilginin iyi bir biçimde sentezlenmesi gerekir. Onu yapan insan başarılı olur.

-Şirket olarak öncelikli hedefiniz nedir?

İyi bir bütçe felsefesi ve emin adımlarla temkinli ve kararlı bir tutum içinde çalışıyoruz. Aldığımız işi en iyi şekilde bitirmeyi hedefliyoruz. Çalışanlarımız gerçekten özveri ile çalışarak bir Alarko’cu olduğunu gösteriyor. Hedefimiz, bir dünya şirketi olmaktır. Bize verilen limitleri aşmak istiyoruz.

-Mutlaka ki şirketinizin gelişim aşamasında karşınıza çıkan engeller olmuştur. Eğer yaşadıysanız bu zorlu dönemlerden sonra öğrendikleriniz nelerdir ve iş prensibinizde nelere dikkat etmeye başladınız?

2008 krizinden sonra, 2009’da elektrik özelleştirmesinde Meram bölgesini aldık. 2009’da ABD’de firmalar battı. Finansman maliyetleri yükseldi, bir ortaklığa girdik, riski minimize ettik, bugün de çok başarılı bir şirket olduk. Bu, iyi bir karar mekanizması olduğunu gösterdi, ilerde daha da başarılı olacağımızı gösterdi. Fırsat çıkar, zamanlama yanlıştır, o yüzden zamanlamaya hazır olmanız lazım. Paranız olur, cesaret olmayabilir. Bu sektör bizde bir sinerji yarattı. Var olan sektörlerde büyümeye çalışıyoruz. Devamlılığı sağlamak için önemli bir konumdayız. 2-3 yıl önceye göre çok daha iyi konumda olduğumuzu görüyoruz. Gençlere önem veriyoruz. Var olanları büyütmeye çalışıyoruz. Geleceğe umutla bakıyoruz. Keşke girseydik dediğimiz işler var, ama girmediğimiz için pişmanlık duymuyoruz.

-Kariyerlerine yeni adım atacak üniversite öğrencilerine iş hayatına dair önerileriniz nelerdir?

Öğrenciler, vizyon açıcı Erasmus programlarına katılarak, ön yargılardan arınmalıdırlar. İş hayatında bir konuya çok iyi fokuslanmalı ve kendilerini gösterecek işe odaklanmalıdırlar. Değişimleri küçük adımlarla yaparken, değişimden korkmamaları gerekir. İş yerinde başaramadıkları işlerden şevklerinin kırılmaması gerekir, eleştirilere açık olmaları gerekir. Gençler bir işten ayrılırken, düzgün ayrılmalı, çünkü iş dünyası çok küçüktür. Hata yapmaktan korkmasınlar, hatalarla kendilerini düzeltirler. Disiplinli çalışmak gerekiyor, kendinize yönelik bir disiplin oluşturursanız, bu hayat yolculuğu keyifli hale gelir. 2-3 kuruş için iş yerinden ayrılmayın. Para tek unsur olmasın. Kültür çok önemli. Bir konu varsa, konuya sert, insana yumuşak davranmak zorundasınız. İnsana yumuşak olmanız, o konunun çözülmemesi anlamına gelmiyor.

-Hepimiz biliyoruz ki hayatta mutlu olmanın bir yolu da başarılı olmaktan geçiyor… Sizce başarılı olmak için nasıl bir yol izlemeliyiz?

Hayatta mutlu olabilmek için hayatı akışına bırakmalısınız. Bir kâğıda hedeflerinizi yazın, kısa vade 1 yıl, orta 3, uzun ise 5 yıl ve üstü olan erişebilir ve rüya hedefler koyun. Hedefleri takip edin, en önemlisi hedefe ulaştığınızda, yazdıklarınızı silmeyin, yeni hedeflere yönelin. Listeden çıkarmayınca hedeflere ulaştığınızı görürsünüz. Hedefi unutmamak için, başardıklarınız gözünüzün önünde olmalıdır ki, başarılarınızı görebilesiniz. Hedeflere ulaştıkça, yeni projeler ve hedefler peşinde koşma arzusu ve öz güveniniz artacaktır.

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım