H. ERSİN ÖZİNCE - TÜRKİYE İŞ BANKASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

H. ERSİN ÖZİNCE - TÜRKİYE İŞ BANKASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Özgeçmiş: Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Özince, 1953 yılında, Balıkesir’in Havran ilçesinde doğmuş. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İdari İlimler Fakültesi, İşletme Bölümü mezun olan Özince, 1976 yılında İş Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda Müfettiş Yardımcısı olarak göreve başlamış, İş Bankası’nın çeşitli birimlerinde yöneticilik yapmış, 1994 yılında Genel Müdür Yardımcılığına yükseltilmiştir. Bankanın Hazine, Finansal Yönetim, Sermaye Piyasaları, Krediler ve İstihbarat-Mali Analiz Bölümlerini kapsayan bölümlerde görev alan Özince, 28 Ekim 1998 tarihinde İş Bankası’nın 15. Genel Müdürü olarak atanmıştır. 31 Mart 2011 ve 28 Mart 2014 tarihlerinde Yönetim Kurulu Üyeliğine de seçilen Özince, 01 Nisan 2011 tarihinden itibaren Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekte olup aynı zamanda 29 Aralık 2011 tarihinden itibaren de Ücretlendirme Komitesi Başkanı olarak görev yapıyor.

“Başarılarım, Rol modelimden kaynaklanıyor”

-Kariyer yaşamınızı incelediğimizde birçok aşamadan geçmiş ve alanında zirve olmuş bir işadamısınız. Peki, bu günlere gelirken kendinize rol model olarak aldığınız birisi var mı?
Doğrusunu isterseniz, rol model olarak herhangi bir kimseyi düşündüm diyemem. Ama hem kişisel edinimlerimden, hem de kendi çıkarımlarımdan hiç tereddütsüz Mustafa Kemal Atatürk. O da neden? Çünkü bilim ve akla verdiği önem ve çağdaş değerlere olan yaklaşımı çok önemli. Ülkenin hatta İŞ Bankası'nın kurucusu olmasından değil sadece, gördüğümüz gibi günümüz dünyasında bilim ve akılla izah edilemeyecek hiçbir şey sürdürülebilir olmuyor. Ben de bilime ve akla önem vermek doğrultusunda meslek hayatımda birçok akılcı yöntem ve bunları geliştiren insanlar tanıdım, ama doğrusunu isterseniz işletme tahsili yapmış biri olarak meslek hayatımda ne bir iş adamını ne bir sermayedarı ne de başarılı olmuş bir şirket yöneticisini veya akademisyeni model seçmiş değilim. Çünkü benim temsil ettiğim zihniyet de İŞ Bankası modeli de kolektif anlayışa dayanır. Onun da özü, Atatürk'ün ve kurucu Genel Müdür Celal Bayar'ın söylediği kadro işidir. Zaten organizasyon da ekip işidir, kadro işidir. Ekibin maddi ve manevi anlamda en etkin şekilde kullanılmasıdır. Kısacası rol model arama gereği duymadım. Atatürk’ün Bankası’nda Atamızın izindeyiz.

-Günümüz bankacılık bölümünde okuyan öğrencilerimize nesilden nesile ulaşabilecek bir tavsiyeniz bir öneriniz veya vermek istediğiniz bir bilgi var mıdır?
Bankacılık sektöründe 40 yıldır çalışmaktayım ve bu dönemde gerek ülkemizde gerek dünyada bankacılıkla ilgili çok ilginç olaylar yaşandı. Çok önemli başarı hikâyeleri de oldu, çok büyük başarısızlıklar, hatta neredeyse dünyayı krize sokabilecek sorunlar da yaşandı. Bu bağlamda bakıldığında bizimki gibi toplumların bankacılıktan umdukları yarar açısından ele alındığında, bankacılığın kamusal bir iş olduğunu özelde de yapılsa devlet tarafından da yapılsa kamusal yani aynen sağlık sektöründe, eğitim sektöründe olduğu gibi devletin verdiği bir imtiyazla yaparsınız. Dolayısıyla bankacılık mutlaka toplumun yararına olmalıdır. Toplumun yararından kasıt, tabi iktisadi açıdan ve finansal açıdan yararına olmalıdır ki topluma refah katabilsin. Özellikle vurgulamamın nedeni, bunun hala gerçekleşmemiş olması. Gelişmekte olan ülkelerde banka skandalı dediğimiz olaylar dünya insanını ve daha çok da gelişmekte olan ülke insanlarını fakirleştiriyor. Bankacılık mutlaka kamu yararına yapılması gereken bir iş. Bankacılık, ekonomide kaynak aktarma görevi yapar. Tasarrufları toplayıp, yatırıma ve dolayısıyla üretime, istihdama ve refaha çevirecektir. Bu iş alanında, kamusal yarar endişesi ve denetimi olmalıdır. Günümüz insanı bankacılık sektöründen bu bağlamda hesap sormalı. Bu sektör doğru düzgün çalışırsa, etik değerlerden tutun geleceğe yönelik hedeflere kadar birçok alanda iyiye gidiş sağlanabilir. Önce finansal bilinçten söz etmek istiyorum. Tabi eğitimli insanların bunu öncelikle düşünmesi gerekiyor. Aksi takdirde ulusal manada bankacılık krizleri, toplumu çok ciddi ölçüde fakirleştiriyor. Etik değerleri zedeliyor. Fırsat eşitliğini yıpratıyor. Uluslararası bankacılık krizi bile bir domino misali diğer ülkeleri etkilemekte. Bankacılık kısacası ahlak işidir, toplumsal yarara yapılması gereken bir iştir. Kafamızda bunu tutalım yeter. Bankacılık sektörüne sadece iş bulacağımız veya kredi alacağımız yer olarak bakmamalıyız. Mesleki eğitimler ihtisas alanlarında oluyor daha çok ama günümüz insanının özellikle sizler gibi uluslararası ticari ya da siyasi, işletme, ekonomi vs. gibi alanlarda yüksek tahsil yapan kişilerin kesinlikle dünyadan haberi olması lazım. En azından bir lisanı genç yaşlarda edinmek lazım. Yerli ve yabancı finansı iyi kötü takip edebilmeniz lazım. Finans sistemi mademki bütündür, o halde dünyada olup biteni anlamak lazım. Artı, özellikle bankacılık konusunda yeterli seviyede ekonomi, işletme ve matematik bilgisine sahip olmak lazım. Matematik derken, korkulacak bir şey yok. Yüksek matematikten bahsetmiyorum, onu bankacılığın içindeki ihtisas birimleri yapıyor. Bankacılık tahsili yapanlar buna yeterli dikkati göstermediği için bankalar son 20-30 yılda mühendislik eğitimi alanları istihdama yöneldiler. Bankacılıkta sosyal bilimler gibi tamamen sözel konular yetmiyor. Bir biyoloji, fizik gerekmez; lakin bir lise düzeyinde matematik bilgisine sahip olmak lazım. Öte yandan, bankacı olacaksanız insanı seveceksiniz, insana hizmet etmekten mutluluk duyacaksınız. Bunu gözünüz kesmiyorsa bu sektöre girmeyeceksiniz. Önemli bir nokta da şu ki, kendinize yatırım yapmaya devam edin ve işinizi her zaman en iyi şekilde yapın. Şu olacağım, bu olacağım diye yırtmayın kendinizi. İşteki hedef makam mıdır, para mıdır? Kesinlikle hayır. Tatmindir. Tatminin hangi aşamada en idealde olduğunu yaşamadan göremezsiniz. Bana sorsanız mesela, iş hayatıma başladığım ilk dönemlerde kişi olarak tatminim çok çok daha fazlaydı. Bugün belki daha gururlu olabilirim ama o zaman ki beklentilerimin karşılığını aldığımı söyleyebilirim. Yani, yükseldikçe beklentiniz veya tatmininiz artıyor diye bir şey yok.

-Bir hazineyi yönetmektesiniz. Siz İŞ Bankası'nın dışına çıkıp baktığınızda sizce nasıl bir tablo gözüküyor?
İş Bankası, öncelikle Cumhuriyetin kurucusunun kurmuş olduğu bir banka. Bankanın kurucu üyeleri arasında bulunan Celal Bayar üçüncü Cumhurbaşkanımız. Ben ulusal ama özel olan bir bankada çalıştığım için, en büyük hissedarı çalışanlar olduğu için İş Bankası’nı çok içselleştirdim. İşim dışında hayatım uzun yıllar olmadı. 100.000’lerce sayıda bireysel yatırımcısı var İş Bankası'nın. Yani dışarıdan baktığımda ben İş Bankası'nı devlete ait olmayan bir kamu müessesesi diye tanımladım. Bu bana ayrı bir tatmin verdi. Onun dışında dışarıdan bakmamaktayım.

-Çalışanlarınıza ne gibi eğitimler vermektesiniz, sizce bu eğitimlerden başarıyla sonuç alıyor musunuz?
Çok başarılı oluyor. İş Bankası'nda işe alım da, iş konumu da, yükselme de sınavla oluyor. İş Bankası'nda çalışanın çok sayıda sendikal hakları var. Herkes hakkını yazılı kurallar doğrultusunda net olarak bilir. Banka, belli genel yeteneklerle aldığı personeli de kendi branşı, metodolojisi, kuralları, kanunları ve kendi iç düzenlemeleri doğrultusunda sürekli eğitir. Bu konuda verilen eğitimlerin, teorikten tutun da psikolojik olanına kadar envai çeşidi mevcut. Eğitim faaliyeti prensip olarak bitmez. Biz de bu bağlamda ciddi eğitimler vermekteyiz.

“Bankacılık bir itibar işidir.”

- Performans ölçümlerinizi de bu sınavlarla mı belirliyorsunuz ve genel müdürlük çalışanlarıyla, gişe memurları çalışanları arasında nasıl bir fark var?
Bütün bu söylediklerim sosyal ve sendikal haklar bağlamında fırsat eşitliği anlayışıyla yapılandırılmış bir metodolojiye oturuyor. Fakat bu konularda da geliştirilmiş organizasyonel terfi, ödüllendirme sistemleri de çağdaş yöntemlere göre yapılıyor. Sadece teorik sınavlara veyahut ezberle edinilebilecek bir sistem değil.

-Banka sektöründe birçok kurum bulunmakta. Bugün ki konumunuzu da ele alarak bizim tercih edilme nedenimiz şudur, dediğiniz şeyler nelerdir?
İş Bankası Grubu iki bacaklı konumdadır. Bir tanesi finans, bir tanesi cam sanayi. İŞ Bankası, Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren hem özel sanayinin hem de Türk sanayinin gelişmesi için çaba göstermiştir. İş Bankası, Türk sanayiinin, Türk sermayesinin, Türk müteşebbisin bir kuluçka makinası konumunda olmuştur. Cam grubumuzun altında 50 kadar şirket var. Grubumuz 14 farklı ülkede iş yapıyor. Bir kısmı endüstriyel bir kısmı finansal olmak üzere. Finans kısmı ise bankadan tutun sigorta, gayrimenkul, yatırım vs. gibi envai çeşit alan… Biz ülkemizdeki finansal faaliyetlerinin, bankacılık faaliyetlerinin ülkemizin ve halkımızın refahı ile örtüşmesini isteriz. Yani bu konuda bize ne kadar kaliteli rekabet gelirse, o kadar faydalı olur. Hedefimiz, ülke insanının refah seviyesinin artmasıdır. İş Bankası'nda özellikle çalışanların %41 hisse ile ana hissedar olma konumuna gelmeleri, kolektif dediğimiz sermaye yapısı, yönetimi elde ettikten sonra bankada hiçbir zaman sermayedar ya da yönetim değişimi söz konusu olmamıştır. Bankacılık bir itibar işidir. İŞ Bankası'nın en çok tercih edilme sebebi, özel ama özerk olmasıdır. Kamu bankalarında dahi yönetimlerin hükümetlerle veya diğer kamusal gelgitlerle değişimi söz konusu olabilir. Uzun lafın kısası, banka 1924 yılında kurulduğuna göre 92 yaşındadır. 16. Genel Müdür şu an görev yapıyor. İstikrar çok önemlidir.

- Öğrenci dediğin işini bilir mottosuyla bir akım başlattınız. Bu akımla İŞ Bankası'nı üniversiteli gençlere tanıtma şansı yakaladınız ve onlara "İşte Üniversiteli Kartı" nı çıkarttınız. Bu girişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz bunu şöyle düşünmüştük, özellikle toplumun genç bireylerine, çocuklara ve gençlere belli bir finansal erişim sağladık. Nitekim, bankamatik kartları özellikle bazı okul öğrencilerine üniversite çağının altında da oldu. Ailelerinin izni doğrultusunda, üniversitelilere kart verilirken de doğrusu son derece tutucu davrandık. Bugün dünyanın birçok ülkesinde, başta ABD olmak üzere, üniversiteden yeni mezun olan çocukların çok ciddi finansal borçlar altında olduğunu görüyoruz. Bizim arzu ettiğimiz, bireyleri daha öğrencilik hayatındayken borçlandırarak ondan bir fayda sağlamak değil; amacımız bir imkân, bir finansal okur-yazarlığın, bir finansal yetkinliğin kazanılmasıdır. Çünkü mobil bankacılık ve internet bankacılığı, kartın da önüne geçti. Bu konuda beni en çok mutlu eden birkaç münferit olay dışında hiç sıkıntı yaşamamamızdır.

-İŞ Bankası'nda çalışmak isteyen yeni mezunlarda ne gibi özellikler aramaktasınız ve yeni mezunlar için bir istihdam çalışmanız var mı?
Birincisi, mezun olacak insanın o müessesenin ne zaman işe alım yaptığını, ne zaman kontenjan açtığını takip etmesi lazım. Bazen bunlar mezuniyet öncesine de denk gelebiliyor. Bunları belli bir dönem önce, mezuniyet zamanı gelmeden önce takip etmek lazım. İkincisi, insan kaynakları bölümünden ne tür sınavlar yapılıyor, ne zaman yapılıyor, ne kadar süre veriliyor gibi soru işaretlerine cevap bulmak lazım. İşe alım sürecinde tabi, yetenek ölçümünden sonra baktığımız durum işe uygunluktur. Çünkü çok çeşitli profilde insan her alana başvuruyor. Biz başvuru sahipleri içinde en uygunları tercih etmeye çalışıyoruz. Mezuniyet derecelerini baz alıyoruz. Sonra iş geliyor kişinin hikâyesine. Yaşından tutun, cinsiyetine, aile yapısına hatta istihbaratından sabıka durumuna kadar birçok kriter var. Tabi, bütün bunlardan geçtikten sonra sağlıkla ilgili kontroller var. Yani bütün bu konularda ne bekliyorsunuz diyorsanız; bir kere samimiyet bekliyoruz. Artı olmazsa olmaz, gelelim en başa, bir sosyal niyet, bir hizmet sektöründe çalışmanın arzusunu ve kolektif çalışmanın niyetini bekliyoruz. Bu arada şunu da söyleyeyim; O mülakatlarda ve sınavlarda başarılı olmamak hayatın sonu değil. Çünkü nerden bakarsanız bakın, olabildiğince objektif bir bakış açısıyla sizi sınava tabi tutan kişi bir seçim yapmaya çalışıyor ve sadece sizi değerlendirmiyor; o elindeki belgeleri ve birçok adayı değerlendiriyor. İstihdam çalışmamıza gelince de biz sürekli personel almaya çalışıyoruz, bizim çalışmamız bu. Kriz oldu diye kesmiyoruz. Her sene en az 500-600 kişi; normalde 1.000 kişi eleman alımımız var. Ne kadar planlandığını kariyer merkezleriniz sezon başında size duyurur. Bizim 22.000 civarında çalışan kadromuz var. Bu sürekli yenilenme gerektiriyor.

Galeri

Empatik İnsan Kaynakları ve Danışmanlık PixelTürk Web Tasarım